Kaymazlık Risk Haritası
Kaymazlık Risk Haritası
ULUSAL ZEMİN GÜVENLİĞİ ENSTİTÜSÜ
KAYMAZLIK RİSK HARİTASI
Bilimsel, Ölçülebilir ve Alan Bazlı Zemin Güvenliği Yönetimi
Kayma ve düşme kazaları çoğu zaman aniden ortaya çıkan, öngörülemeyen olaylar olarak değerlendirilmektedir. Oysa bu kazaların önemli bir bölümü; zemin yüzeylerinin kullanım koşullarına uygun olmaması, ıslaklık ve kirlenme etkilerinin dikkate alınmaması, yüzey performansının zaman içinde değişmesi veya mevcut risklerin ölçüme dayalı olarak belirlenmemesi sonucunda meydana gelmektedir. Bu nedenle güvenli bir zemin yönetimi, kaza gerçekleştikten sonra alınan geçici tedbirlerden değil, risklerin önceden bilimsel yöntemlerle tespit edilmesinden başlamalıdır.
Kaymazlık Risk Haritası, bir yapı veya açık alan içerisindeki yaya yüzeylerinin kayma direnci performansının yerinde ölçülmesi, kullanım koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi, risk düzeylerine göre sınıflandırılması ve sonuçların renk kodlarıyla mimari plan ya da saha krokisi üzerinde gösterilmesidir. Böylece işletmeler yalnızca zeminin genel durumu hakkında bir rapor almakla kalmaz; hangi alanların güvenli olduğunu, hangi bölümlerin izlenmesi gerektiğini ve hangi noktalarda öncelikli iyileştirme yapılması gerektiğini açık, ölçülebilir ve görsel olarak görebilir.
Ulusal Zemin Güvenliği Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda yapı; girişler, koridorlar, merdivenler, rampalar, mutfaklar, yemekhaneler, üretim alanları, ıslak hacimler, duşlar, tuvaletler, havuz çevreleri ve dış mekân yürüme yolları gibi kullanım özellikleri farklı bölgelere ayrılır. Her alanın kullanıcı profili, yüzey malzemesi, eğimi, temizlik yöntemi, ıslanma ve kirlenme ihtimali, yaya yoğunluğu ve geçmiş kaza kayıtları birlikte değerlendirilir. Çünkü aynı zemin kaplaması kuru bir koridorda yeterli performans gösterebilirken suya, yağa, deterjana veya üretim artıklarına maruz kalan başka bir alanda ciddi kayma riski oluşturabilir.
Saha ölçümleri, alanın gerçek kullanım koşullarını temsil edecek biçimde gerçekleştirilir. Zeminlerin kayma direnci yalnızca gözle incelenmez veya ürünün katalog bilgilerine göre değerlendirilmez. Yüzeylerden nicel sürtünme ve kayma direnci verileri elde edilir; bu değerler kullanım alanına uygun teknik kriterlerle karşılaştırılır. Böylece “zemin kaygan görünmüyor” veya “bu kaplama kaymaz olarak satın alındı” gibi öznel kabullerin yerine, doğrulanabilir ölçüm sonuçlarına dayanan teknik bir değerlendirme oluşturulur.
Çalışmanın teknik altyapısında başta TS EN 16165 olmak üzere kullanım alanına uygun ulusal ve uluslararası standartlar, TS 13882 kapsamında ilgili alanlara yönelik sınıflandırma yaklaşımları, uygulanabilir DGUV teknik kriterleri ve diğer kabul görmüş değerlendirme esasları dikkate alınır. Ölçümler, UZGE’nin TS EN ISO/IEC 17025 kapsamında TÜRKAK tarafından akredite edilmiş laboratuvar altyapısı, kalibrasyonu ve metrolojik izlenebilirliği sağlanmış cihazları ile yetkilendirilmiş uzman personeli tarafından gerçekleştirilir. Kullanılacak test yöntemi, zeminin bulunduğu alan ve gerçek kullanım koşulları dikkate alınarak belirlenir.
Elde edilen sonuçlar; güvenli, izlenmesi gereken, yüksek riskli ve kritik müdahale gerektiren alanlar şeklinde sınıflandırılır. Bu sınıflandırma, mimari plan veya saha krokisi üzerinde renk kodlu risk bölgelerine dönüştürülür. Yönetim, iş sağlığı ve güvenliği birimi, teknik ekip ve temizlik personeli böylece tesisin tamamını tek bir görsel üzerinden değerlendirebilir. Kritik noktaların nerede yoğunlaştığı, hangi güzergâhlarda yaya güvenliğinin zayıfladığı ve iyileştirme çalışmalarının hangi sırayla yapılması gerektiği somut biçimde ortaya konur.
Kaymazlık Risk Haritası yalnızca mevcut durumun fotoğrafını çeken bir ölçüm çalışması değildir. Her riskli alan için yüzey iyileştirme seçenekleri, kaplama değişimi ihtiyacı, kaydırmazlık uygulamaları, temizlik prosedürlerinin gözden geçirilmesi, su ve kirletici kaynaklarının kontrolü, drenaj düzenlemeleri, geçici koruyucu tedbirler ve periyodik izleme gereklilikleri teknik raporda açıklanır. Böylece kurumun önüne yalnızca bir sorun listesi değil, önceliklendirilmiş ve uygulanabilir bir zemin güvenliği yönetim planı konulur.
Kayma ve düşme risklerinin yalnızca uyarı levhalarıyla yönetilmesi yeterli ve sürdürülebilir bir yaklaşım değildir. Uyarı levhası, kayganlığın temel nedenini ortadan kaldırmaz ve zeminin gerçek performansını göstermez. Etkili risk yönetimi; tehlikenin belirlenmesini, ölçülmesini, uygun kontrol tedbirlerinin uygulanmasını ve alınan önlemlerin etkinliğinin yeniden doğrulanmasını gerektirir. Bu nedenle Kaymazlık Risk Haritası, kurumların genel iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirmesine doğrudan veri sağlayan önemli bir teknik çalışmadır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işverenin çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, riskleri değerlendirme, önleyici tedbirleri belirleme ve mevcut tedbirlerin yeterliliğini izleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kayma ve düşme tehlikesinin yalnızca görsel gözlemle değerlendirilmesi, özellikle yoğun kullanılan, ıslanan veya kirlenme ihtimali bulunan alanlarda yeterli teknik kanıt oluşturmayabilir. Ölçüme dayalı Kaymazlık Risk Haritası ise tehlikenin sistematik biçimde ele alındığını, riskli bölgelerin tespit edildiğini ve önleyici faaliyetlerin planlandığını gösteren kayıtlı bir teknik altyapı sağlar.
Bu çalışma işletmenin hukuki sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak işverenin gerekli özeni gösterdiğinin, ölçülebilir verilere dayalı risk değerlendirmesi yaptırdığının ve belirlenen risklere karşı sistematik önlem geliştirdiğinin gösterilmesine önemli katkı sunar. İş kazaları, tazminat talepleri, sigorta incelemeleri, kamu denetimleri ve bilirkişilik süreçlerinde olay öncesinde oluşturulmuş bilimsel kayıtların bulunması, sonradan hazırlanan genel açıklamalara göre çok daha güçlü ve savunulabilir bir teknik dayanak meydana getirir.
Kaymazlık Risk Haritası; oteller, tatil köyleri, hastaneler, sağlık tesisleri, alışveriş merkezleri, okullar, üniversiteler, kamu binaları, fabrikalar, gıda üretim tesisleri, havalimanları, terminaller, marinalar, spor tesisleri, belediye hizmet alanları ve halka açık tüm yapılarda uygulanabilir. Özellikle suya, yağa, deterjana, gıda artıklarına, üretim atıklarına veya dış ortam koşullarına maruz kalan yüzeylerde periyodik ölçüm yapılması büyük önem taşır. Zemin performansı kullanım, aşınma, temizlik kimyasalları, yüzey bakımı ve çevresel etkiler nedeniyle zaman içinde değişebileceğinden, ölçümlerin risk seviyesine göre belirlenen aralıklarla yenilenmesi gerekir.
UZGE tarafından hazırlanan Kaymazlık Risk Haritası, yalnızca bir laboratuvar sonucu veya klasik ölçüm raporu değildir. Bu çalışma; tesisin tamamını alan bazında değerlendiren, tehlikeleri görünür hâle getiren, müdahale önceliklerini belirleyen, yönetim kararlarını bilimsel verilerle destekleyen ve sonuçları izlenebilir kayıtlar hâline dönüştüren kapsamlı bir zemin güvenliği yönetim sistemidir.
Kazadan sonra neden aramak yerine, kazadan önce riski ölçmek hem insan hayatı hem de kurumsal sorumluluk açısından en doğru yaklaşımdır. İşletmeler bu çalışma sayesinde riskli yüzeylerini önceden belirleyebilir, kaynaklarını doğru alanlara yönlendirebilir, alınan tedbirlerin etkinliğini ölçebilir ve çalışanlarına, ziyaretçilerine ve müşterilerine karşı güvenli ortam oluşturma sorumluluğunu bilimsel yöntemlerle yerine getirebilir.
Güvenli görünen zemin ile güvenliği ölçülerek doğrulanmış zemin aynı değildir. Kayma riski tahmin edilmemeli; ölçülmeli, haritalandırılmalı ve yönetilmelidir.
Prof.Dr.Gültekin ÇOŞKUN