GÜNCEL HABERLER
İSG RİSK DEĞERLENDİRMELERİNDE ZEMİN GÜVENLİĞİ NEDEN ÖLÇÜLEBİLİR VERİLERLE ELE ALINMALIDIR?
İSG RİSK DEĞERLENDİRMELERİNDE ZEMİN GÜVENLİĞİ NEDEN ÖLÇÜLEBİLİR VERİLERLE ELE ALINMALIDIR?
İş sağlığı ve güvenliğinde risk değerlendirmesinin temel amacı yalnızca tehlikeleri listelemek değil; tehlikenin nerede bulunduğunu, hangi koşullarda riske dönüştüğünü, risk seviyesini ve hangi kontrol tedbirlerinin gerekli olduğunu sistematik biçimde ortaya koymaktır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda risk değerlendirmesi; işyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, bunların riske dönüşmesine yol açan faktörlerin incelenmesi, risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılmasına yönelik çalışma olarak tanımlanmaktadır. Kanunun 4'üncü maddesi işverene risk değerlendirmesi yapma veya yaptırma yükümlülüğü getirirken, 5'inci maddesi kaçınılamayan risklerin analiz edilmesini ve risklerle kaynağında mücadele edilmesini temel ilkeler arasında saymaktadır.
Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır:
İşyerindeki zeminlerin kayma riski yalnızca gözlemle mi değerlendirilmelidir, yoksa gerektiğinde ölçülmeli midir?
“Zemin kaygan olabilir” demek tek başına yeterli mi?
Geleneksel risk değerlendirmelerinde sıkça;
“Islak zemin – kayma/düşme riski” şeklinde bir tehlike tanımlaması yapılmaktadır.
Bu tespit yanlış değildir; ancak özellikle büyük tesislerde tek başına yetersiz kalabilir.
Çünkü aynı işletmenin üretim alanı, mutfağı, yemekhanesi, giriş holü, koridoru, rampası veya ıslak hacmi aynı kayma performansına sahip olmayabilir.
Bir zeminin kayma davranışını yüzey yapısı ve aşınmasının yanı sıra su, yağ, temizlik kalıntıları ve diğer kirleticiler de etkileyebilir. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı da yetersiz zemin/ayakkabı kayma direncini kayma kazalarının temel faktörlerinden biri olarak ele almakta; zemin tipi, pürüzlülük, aşınma, bakım durumu ve kirleticilerin kayma direncini etkilediğini belirtmektedir.
Dolayısıyla gözle yapılan değerlendirme bize:
“Burada bir tehlike olabilir.” diyebilir.
Ölçüm ise çok daha önemli bir soruya cevap vermeye yardımcı olur:
“Bu yüzey belirlenen koşullar altında nasıl bir kayma direnci performansı gösteriyor?”
İSG UZMANLARI AÇISINDAN NEDEN ÖNEMLİ?
İSG uzmanının risk değerlendirmesinde zemin güvenliğini ölçülebilir bir fiziksel risk parametresi olarak ele alması, risk yönetiminin kalitesini ciddi biçimde artırabilir.
Örneğin gürültü söz konusu olduğunda yalnızca “burada çok ses var” denilmesiyle yetinilmez; gerekli durumlarda ölçüm verisine başvurulur.
Aydınlatmada yalnızca “burası karanlık” denilmez; lux değerleri değerlendirilebilir.
Benzer bir risk yönetimi mantığı zemin güvenliğinde de uygulanabilir:
Gözlem → ölçüm → değerlendirme → kontrol tedbiri → doğrulama.
Buradaki kritik hukuki ayrım şudur: kayma direnci ölçümünü mevzuatta sayılan gürültü, toz vb. kişisel maruziyet/çalışma ortamı ölçümleriyle birebir aynı yasal kategoriye sokmuyoruz. Bunun yerine, risk değerlendirmesini objektif teknik veriyle güçlendiren tamamlayıcı bir zemin güvenliği ölçümü olarak konumlandırıyoruz. 6331 ayrıca çalışma ortamına yönelik gerekli kontrol, inceleme ve araştırmalar ile fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenlere ilişkin ölçüm/laboratuvar analizlerinin düzenlenmesini öngörmektedir.
Uluslararası yaklaşım da aynı yönde
Bu yalnızca Türkiye'ye özgü bir yaklaşım değildir.
Birleşik Krallık HSE, işverenlerin kayma ve takılma risklerini risk değerlendirmesine dahil etmesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. HSE'nin yaklaşımında zemin, kirlenme, temizlik, çalışma faaliyetleri ve kontrol tedbirleri birlikte değerlendirilmektedir.
HSE'nin kayma ve takılma risklerini haritalandırmaya yönelik aracında da zeminin ve kullanılan ayakkabının mevcut koşullara uygun kayma direnci sağlaması bir kontrol unsuru olarak ele alınmaktadır.
EU-OSHA'nın risk değerlendirmesi yaklaşımı ise risk değerlendirmesini işin bütün yönlerinin sistematik olarak incelenmesi; neyin zarar verebileceğinin, tehlikenin ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağının ve hangi önleyici tedbirlerin gerekli olduğunun belirlenmesi şeklinde ele almaktadır.
Risk değerlendirmesine nasıl eklenebilir?
“Ölçülebilir Zemin Güvenliği”
İSG uzmanı risk değerlendirmesinde örneğin yalnızca:
Tehlike: Islak/kaygan zemin
Risk: Kayma ve düşme yazmak yerine;
Tehlike: Yetersiz zemin kayma direnci / yüzey kontaminasyonu
Risk: Kayma sonucu aynı seviyede düşme ve yaralanma
Tespit yöntemi: Gözlem + uygun yöntemle kayma direnci ölçümü
Kontrol: Temizlik prosedürü / yüzey iyileştirme / kaplama değişikliği / kaydırmazlık uygulaması / erişim kontrolü
Doğrulama: Müdahale sonrası tekrar ölçüm
İzleme: Risk seviyesine göre periyodik kontrol şeklinde daha teknik bir yapı kurulabilir.
Bu, risk değerlendirmesini “tespit yaptık” seviyesinden “tespit ettik, ölçtük, müdahale ettik ve sonucu doğruladık” seviyesine taşır.
Kayma Risk Haritası bunun bir üst aşamasıdır
Özellikle fabrika, hastane, otel, AVM, gıda üretim tesisi, lojistik merkezi ve büyük kamu binalarında tek bir ölçüm sonucu yeterli olmayabilir.
Tesis içerisindeki kritik noktalar belirlenerek yerinde ölçümler yapılabilir ve sonuçlar tesis planı üzerine işlenerek bir:
KAYMA RİSK HARİTASI oluşturulabilir.
Böylece İSG uzmanı ve işletme yönetimi;
Nerede risk bulunduğunu → riskin nerede yoğunlaştığını → hangi alanın önce ele alınması gerektiğini → yapılan iyileştirmenin işe yarayıp yaramadığını çok daha sistematik biçimde takip edebilir.
İSG'de ölçebildiğimiz riskleri yalnızca gözlemle değerlendirmek yeterli değildir.
Zemin güvenliği de bilimsel risk yönetiminin bir parçası olarak ele alınmalı; kayma riski bulunan çalışma alanlarında gözlemsel değerlendirmeler, gerektiğinde objektif kayma direnci ölçümleriyle desteklenmelidir.
Çünkü kayma riski tahmin edilmez. Ölçülür, değerlendirilir ve yönetilir.
UZGE | Ulusal Zemin Güvenliği Enstitüsü
📩 uzge@uzge.org
📞 0541 558 00 30
🌐 uzge.org